"Sözcüklerin ötesinde bir dil var," diye düşündü.
Merhaba sevgili kitapseverler! Paulo Coelho’nun 1988 yılında yayınlamış olduğu kitabı Simyacı’nın içeriğini ve Simyacı hakkındaki düşüncelerimi aşağıda okuyabilirsiniz. Kitapla kalın!
Santiago, ailesinin istediği gibi rahip olmak değil,
yolculuk yapmak istiyordu. Bunun için de sadece çoban olması gerekiyordu.
Sürüsüyle iyi anlaşıyor, onları gayet iyi tanıyordu. Çoban olarak iyi bir yaşam
sürüyor, geziyor, okuyor, yeni insanlar tanıyordu. Belli bir düzene bağlı
değildi.
Çoban, iki kere aynı düşü görmüştü. Piramitlerin olduğu
yerde bir hazine... Bunu yorumlamak için falcıya gittiğinde falcıdan hoşnut
olmadı. Çıktıktan sonra, kitap okurken yanına bir adam yaklaştı, onunla sohbet
etmeye başladı. Bu bilge adam ona yardım etmeyi teklif etti ve çoban ertesi gün
onunla buluştu.
Yaşlı bilge, ona piramitleri bulmak için Mısır'a gitmesini
söyledi. Ama asıl önemli olan bu yolda Tanrı'nın işaretlerine dikkat etmesi
gerektiğiydi. Çoban'ın amacı Kişisel Menkıbesi'ni bulmak olmalıydı.
Çoban, yolda birçok zorluk atlattı. Bilmediği bir yer,
bilmediği insanlar, bilmediği bir dil. Ama anlaşmak için aynı dilin
konuşulmasının önemli olmadığını anladı. Bir kristalciye rastladı. Kristalleri
temizlemek karşılığında karnını doyurmasını istedi. O günden sonra da çoban,
kristalciye on bir ay yardım etti. Bu sürede de kendine para biriktirmişti.
Çölü geçmesi gereken çoban, yola devam etti. En sonunda çöle
ulaştı, ama piramitlere daha çok yolu vardı. Çölde bir Simyacı ile tanıştı.
Simyacı ona Kişisel Menkıbesi'ni açığa çıkarmada ve hazineye giden yolda
yardımcı oldu. Çoban, Evrenin Ruhu'nu dinlemeyi öğrendi. Ayrıca aşık olduğu çöl
kızını aklından çıkaramıyordu. Hazineyi bulan çoban, aşığına kavuşmak için yolu
tuttu. Ama asıl değerli olan bulduğu hazine değil, Evrenin Ruhunu anlaması ve
Kişisel Menkıbesi'ni bulmasıydı.
Yazarın dili, diğer kitaplarında olduğu gibi Simyacı’da da
çok akıcı. Simyacı’yı başladığım gibi bitirdiğimi söyleyebilirim. Hazinenin ne
olduğunu merak ederek okumuştum ama asıl hazinenin altınlar, değerli taşlar
olmadığını anladım. Simyacı’yı sevmemde en büyük etken kesinlikle yazarın
ustaca kalemi. Okumayanların yazarın bu eseriyle tanışmaları gerektiğini
düşünüyorum.



Yorumlar
Yorum Gönder