Merhaba sevgili kitapseverler! Shakespeare’in 1610 yılında yazdığı düşünülen ve ilk kez 1623 yılında yayınlanan Fırtına eserinin konusu ve yorumuyla geldim.
Milano dükü Prospero;
kardeşi Antonio ve Napoli kralı Alonso tarafından ihanete uğrayarak tahtından
indirilir. Kızı Miranda ile tekneye bindirilerek ülkeden sürülür. Kimse hayatta
kalmalarını beklemese de Napoli soylusu Gonzalo'nun tekneye koyduğu giysi, çarşaf
ve malzemelerle hayatta kalarak bir adaya yerleşirler. Bu ada sihirli bir
adadır ve Prospero burada büyücülük
yeteneklerini geliştirir. Adada kötü bir büyücünün hapsettiği Ariel adlı cin ve
adanın yerlisi Caliban ile 12 yıl yaşarlar. Bir gün Antonio, Alonso,
Ferdinand(Alonso'nun oğlu) ve tayfası denize açılırlar. Prospero intikam
duygusuyla bir plan hazırlar. Önce gemilerini suya batırır, sonra da hepsini
adanın farklı bölgelerine yönlendirir. Bu sırada sabırla ve beklentiyle onları
izler. Tabii bu intikam hırsının yanında Ferdinand ile Miranda'yı öyle bir
tesadüfle karşılaştırır ki ikisi de birbirine âşık olur.
Shakespeare okurken büyük keyif aldığım yazarlardan. Fırtına, basit üslubu ve sürükleyiciliğiyle bir çırpıda okunabilecek bir eser. Kitapta asıl etkileyici olan yer kesinlikle Prospero'nun sondaki davranışıydı. Alışık olduğumuz sonlar gibi ters köşe yapmasını beklesem de beni tatmin eden bir son oldu. Shakespeare’in Fırtına’sını gözden kaçıranlar veya yazarla tanışmak isteyenler için çok uygun bir eser. Keyifli okumalar, kitapla kalın!


Yorumlar
Yorum Gönder