Merhaba sevgili kitapseverler! Halide Edib'in 1922'de yayınlanan ve İzmir'in işgali sırasında karakterlerin yaşadıklarını anlatan kitabı Ateşten Gömlek'in konusunu ve düşüncelerimi aşağıda sizlerle paylaşmaktayım.
Cemal'in kardeşi Ayşe'nin İzmir'in işgali sırasında İstanbul'a gelmesiyle başlar Ateşten Gömlek. Ayşe, İzmir'dir. İzmir gibi güçlü, İzmir gibi güzel, İzmir gibi hûlyalı. Ayşe gelişiyle herkesi kendine hayran bırakmıştır. Dedim ya, İzmir'di o, kim hayran olamazdı ki o güçlü duruşa? Ayşe'nin anlattığı İzmir'in İşgali herkesin içine bir ateş düşürmüştü. Ayşe ile gelen bir düşünce vardı, İzmir'i aşacaklardı! İhsan, Ayşe'yi görmüş, o andan itibaren sevdalanmıştı. Bir taraftan savaş bir taraftan Ayşe. Askeri rütbesi daha ağırdı başlarda, içi gitse de Ayşe'ye, biliyordu, savaş vardı. Peyami'de Ayşe'nin etkisine girmişti. Artık kardeşi gibi değil, bir kadın olarak görüyordu Ayşe'yi. Bu iki genç bir tarafta savaş, bir tarafta sevda hummasına düştü. Fakat yaklaşan savaş ile sevgilerini geriye atan İhsan ve Peyami savaş için hazırlandılar. Savaş geldi ve ateşten gömlek Ayşe, İhsan ve Peyami'yi kavurdu.
Halide Edip'in Ateşten Gömlek'i Kurtuluş
Savaşı'nı konu edinen ilk romandır. Ateşten Gömlek'i sonradan savaşa giren Peyami'nin
ağzından okuyoruz. Peyami bacaklarını savaşta kaybettikten sonra hatırladığı
anılarını yazmaya başlar. Ateşten Gömlek benim için ilk 50-60 sayfasında akıcı
sonradan durağandı. Güzeldi ama bir çırpıda okunacak bir kitap değildi. Ateşten Gömlek'in sonu beni çok etkiledi. Kitapta aman aman savaş dönemini işlenmiyor. Benim
beklentim savaşın ayrıntılı ve çoğunlukta olmasıydı ama öyle değildi. Ayrıca yazar romantizmi de ön plana almamıştı. Ateşten Gömlek'te konu dengeli bir şekilde işlenmiş. Kitaplığınızda yer alması gereken kitaplardan olduğunu düşünüyorum. Kitapla kalın!


Yorumlar
Yorum Gönder